Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1987 yılında, uyuşturucu kullanılmayan sağlıklı bir toplum hedefine ulaşmak, uyuşturucu ile mücadele konusunda uluslararası alanda eylem ve iş birliğini güçlendirmek amacıyla 26 Haziran tarihini "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü" olarak kabul etmiştir. Bu amaca yönelik farkındalık oluşturmak ve toplum bilincinin artırmak amacıyla dünyada olduğu gibi ülkemizde de 26 Haziran tarihinde, amaca yönelik çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Yapılan etkinliklerde, sağlıklı yaşam davranışları ve uyuşturucu kullanımından korunmanın önemi vurgulanmakta ve uyuşturucu kullanımının zararlarına dikkat çekilmektedir.  

2019 Dünya Uyuşturucu Raporu verilerine göre 2017 yılında dünya genelinde 15-64 yaş grubu bireylerin %5.5’i uyuşturucu madde kullanmaktadır. Aynı rapora göre dünya genelinde 15-64 yaş grubu bireylerden 271 milyon kişinin hayatında en az bir kez  uyuşturucu madde kullandığı belirtilmektedir. Diğer taraftan 2019 yılı Avrupa Uyuşturucu Raporu verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinde 15-64 yaş grubu bireyler arasında herhangi bir uyuşturucu maddeyi en az bir kez kullanma oranının %29 olduğu, bunun 96 milyon yetişkine tekamül ettiği belirtilmektedir.

Ayrıca 2019 Dünya Uyuşturucu Raporunda; 2009 ile 2017 yılları arasında dünya genelinde uyuşturucu madde kullanımının %30 arttığı belirtilmektedir. Coğrafi konumu dolayısıyla uyuşturucu güzergâhları açısından risk altında olan ve yıllardır gelir kaynağı uyuşturucu olan terör örgütleriyle mücadele eden ülkemizde, rakamsal olarak 15-64 yaş grubunda hayatında en az bir kez uyuşturucu kullananların oranı da bu orandaki  değişim de Avrupa ülkelerinin  çok altındadır.  Ancak ülkemizdeki uyuşturucuya ilişkin hassasiyet ve algı rakamların çok ötesindedir. 

Çok boyutlu bir sorun olan uyuşturucu kullanımının, sağlık, ekonomik, sosyal, hukuki pek çok yansımaları olmakta ve toplumun sadece bir kesimini değil tamamını etkilemektedir.  Bu sebeple; ülkemizde uyuşturucu ile mücadele çalışmaları kurumlar arası iş birliği ve çok paydaşlı çalışma prensibiyle en üst düzeyde kararlılıkla sürdürülmektedir. 

Ülkemizdeki uyuşturucu ile mücadele çalışmaları Cumhurbaşkanı Yardımcısı koordinasyonunda; Adalet, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler, Çevre ve Şehircilik, Gençlik ve Spor, Hazine ve Maliye, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık, Tarım ve Orman, Ticaret, Ulaştırma ve Altyapı Bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekilininkatılımıyla oluşan “Bağımlılık ile Mücadele Yüksek Kurulu” tarafından yürütülmektedir. 

Bağımlılık ile Mücadele Yüksek Kurulu koordinasyonunda ülkemizdeki uyuşturucu ile mücadele çalışmaları; farklı dönemleri kapsayacak şekilde hazırlanan ve sonuncusu 2018-2023 yıllarını kapsayan, Uyuşturucu İle Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı kapsamında, kurumlar arası iş birliği ile yürütülmektedir. Eylem planları kapsamında; uyuşturucu ile mücadelede koordinasyon, arzla mücadele, taleple mücadele, mevzuat düzenlemeleri, iletişim çalışmaları ve izleme değerlendirme alanlarında çok önemli çalışmalar yapılmaktadır. 

Koordinasyon Çalışmaları Kapsamında; 

Bağımlılık ile Mücadele Yüksek Kuruluna bağlı oluşturulan alt kurullar ile ilçelerden, bakanlıkların merkez teşkilatlarına kadar üst düzey koordinasyon mekanizması kurularak kurumlar arası güçlü iş birliği ve ortak çalışma kültürü oluşturuldu. Böylece uyuşturucuyla mücadele konusunda en üst düzeyde gösterilen politik kararlılık kurum, kuruluş ve toplum genelinin konuyu güçlü şekilde sahiplenmesini sağladı. 

Bağımlılık ile Mücadele Yüksek Kurulu üyesi kurumların katılımı ve il koordinasyon kurulu başkanı olan vali yardımcıları ile sekretaryadan sorumlu il sağlık müdürlerinin katılımıyla 9 değerlendirme toplantısı yapıldı. Bu toplantılarla il düzeyinde yürütülen bağımlılıkla mücadele çalışmalarının ulusal düzeyde değerlendirilmesi, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması sağlanmaktadır.
 

Mevzuat Çalışmaları Kapsamında; 

Uyuşturucu kullanımı, uyuşturucu ticareti gibi uyuşturucu ile ilgili suçlarda uygulanan cezai müeyyidelerin artırılmasına yönelik mevzuat düzenlemeleri yapıldı. Bir kişi hakkında defalarca tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmesi engellenerek sadece bir defayla sınırlandırılması sağlandı. 5 yıl içerisinde yeniden uyuşturucu kullandığı tespit edilenlere yönelik 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası getirildi. 

Uyuşturucu maddenin çocuğa verilmesi veya satılması, her türlü uyuşturucu maddenin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi yerlerdeki ticareti tayin olunacak cezada artış nedeni olması sağlandı. 

Uyuşturucu kullanan bağımlıları tedaviye teşvik etmek ve hasta hekim arasındaki güven ilişkisini muhafaza etmek amacıyla uyuşturucu bağımlılarının tedavi olmak üzere sağlık kuruluşlarına müracaat etmeleri halinde sağlık mesleği mensuplarının bu kullanıcıları ihbar yükümlülüğü kaldırıldı.

“Jenerik Sınıflandırma”ya yönelik yapılan mevzuat düzenlemesiyle yeni tespit edilen psikoaktif maddelerin, uyuşturucu madde olarak Kanun kapsamına alınması kolaylaştırıldı. 

 Tedaviye erişimi kolaylaştırmaya yönelik mevzuat düzenlemeleri yapıldı. “Bağımlılık Danışma, Arındırma ve Rehabilitasyon Merkezleri Hakkında Yönetmelik” 10 Mart 2019 tarihli ve 30710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sağlık Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklikler ile ayakta sunulan bağımlılık tedavi hizmetlerine yapılan ödemelerle ilgili düzenleme yapıldı.  

Zorunlu tedavi süreçlerinin daha hızlı ve etkili olmasını uygulamasını sağlamak amacıyla Türk Medeni Kanununda düzenleme yapıldı. 

Arzla Mücadele Çalışmaları Kapsamında;

 Uyuşturucunun ülkemize girişinin önlenmesi amacıyla kara, hava, deniz gümrük kapılarımız ve sınırlarımız teknik donanım, insan gücü kapasitesi ve narkotik dedektör köpek sayısı yönünden güçlendirildi ve sınır güvenliği artırıldı. Gümrük kapılarında görev yapan eğitimli uzman personel sayısı, 2014 yılından itibaren %369, narkotik dedektör köpek sayısı %173 artırıldı. 

Bagaj, kargo, araç, konteyner, tren tarama sistemleri gibi teknik cihazların sayısı 2014 yılından itibaren %82 oranında artırıldı. Gümrük kapıları, “yüz kayıt sistemi” gibi yeni teknolojik donanımlarla güçlendirildi. 

Ülkemize özellikle Güney Amerika ülkelerinden “yutucu kuryeler” (swallower) kullanılarak kokain türü uyuşturucu maddelerin girişini önlemek amacıyla, bu kuryelerin tespitini sağlayan CT Tomografik Bagaj Kontrol Cihazı ve Yutucu Tespit Cihazı İstanbul Havalimanında kullanılmaya başlandı.  

Sokak güvenliğinin artırılması için 81 ilde Narkotimler kuruldu. Narkotimler tarafından 2015 yılına göre, 2019 yılındaki müdahale edilen olay sayısında %283’lük artış sağlandı. 

155 Polis İmdat Hattı’nın yanı sıra  “Uyuma” gibi mobil uygulamalar,  oluşturulan whatsapp ihbar hatları ile uyuşturucu ile ilgili ihbar sistemi kolaylaştırıldı.

Uyuşturucu kullanım ve satış alanı olarak kullanılma riski olan 85.571 metruk bina tespit edildi. Bunların %83’ü yıkım ve restorasyon gibi tedbirlerle kontrol altına alındı. 

Bilişim yoluyla uyuşturucu ticaretinin önlenmesi amacıyla siber suçlarla mücadele birimlerinin personel sayısı ve kapasitesi artırıldı. 

Elektronik renkli reçete uygulaması ile ilaçların kötüye kullanımı önlendi.  Özellikle grip ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi pseudoefedrin etken maddesi içeren ilaçların reçeteye tabi hale gelmesi sağlandı.

Taleple Mücadele Çalışmaları Kapsamında;

Uyuşturucu ile mücadele çalışmalarında görev yapan tüm kurumlar, bu alanda çalışan personellerinin sayı ve teknik kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttü.

Uyuşturucudan korunmanın en etkili yolu olan önleme çalışmaları güçlendirildi ve eğitim kurumlarına yönelik tedbirler artırıldı. Her yaş grubuna özel modüllerden oluşan Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) hayata geçirildi.  TBM kapsamında 32.000 rehber öğretmen eğitilerek, okullarda uyuşturucu ile mücadele programlarını yürütmeleri, öğrencilere doğru yaklaşım sergilemeleri, erken tanı ve tedavi süreçlerini desteklemeleri sağlandı. TBM kapsamında 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında 9.728.981 öğrenciye ve 2.514.398 veliye, TBM madde bağımlılığı modülü eğitimi verildi. 

BMYK üyesi tüm kurumlar tarafından 964.399 kamu personeline bağımlılıkla mücadeleye yönelik hizmet içi eğitim verildi. Böylece toplumun yanı sıra bağımlılıkla ilgili çalışan profesyonellerin de konuya ilişkin bilgi ve kapasitelerinin artması sağlandı. 

Uyuşturucuyla mücadele kapsamında öğrenci yurtları, gençlik merkezleri ve gençlik kamplarında programlar ve faaliyetler yürütülmesi sağlandı. Ayrıca toplumun bilgilendirilmesi amacıyla vaaz, hutbe, konferans gibi programlarla uyuşturucuyla mücadelede konusuna yer verilmesi sağlandı.

Vatandaşın kolay ulaşarak, danışmanlık ve destek alabileceği birimler oluşturuldu. 20.204 aile hekimine ve 17.197 aile sağlığı elemanına bağımlılık eğitimi verilerek sorumlu oldukları nüfusta uyuşturucu kullanan birey ya da ailesine erken tanı ve danışmanlık hizmeti sunması sağlandı. 

Sağlıklı hayat merkezlerindeki Psikososyal Destek Birimlerinde görev yapan psikolog, sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimciden oluşan ekip tarafından kendisi ya da yakınları için bağımlılık konusunda danışmanlık almak isteyenlere yönelik hizmet verilmesi sağlandı. Böylece toplumun en kolay ulaştığı birinci basamak sağlık hizmetlerinde bağımlılıkla mücadeleye yönelik sunulan hizmetlerin yaygınlaştırılması ve etkinliğinin artması sağlandı. 

Yaygın bir ifadeyle bağımlılık, “aile hastalığı” olarak ifade edilmektedir. Vatandaşımızın destek alabileceği tüm birimlerde ailenin korunmasına yönelik de çalışmalar yapılmakta, aile bireylerine yönelik bireysel ve grup çalışmaları yapılmaktadır.  

Bakanlığımıza bağlı birimlerin yanı sıra vatandaşların bağımlılık konusunda yüz yüze danışmanlık alabilecekleri 42 Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) de hizmet vermektedir. 

Uyuşturucu kullanan bireyler, yakınları veya uyuşturucuyla mücadele konusunda bilgi veya destek almak isteyenlere hizmet sunmak üzere 7/24 esasına göre çalışan psikolog, sosyal çalışmacı gibi uzmanların görev yaptığı ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı 8 Temmuz 2015 tarihinde hizmete açıldı. Danışma Hattı tarafından  bugüne kadar 256.518 bin çağrı karşılandı. 

Danışma Hattında kendisi ya da yakını için arayan kişilerin isim, TC kimlik numarası gibi hiçbir bilgisi alınmadan hizmet sunulmaktadır. Uyuşturucu kullandığını beyan eden kişilere bağımlılık risk değerlendirmesi yapılmakta, düşük ve yüksek riskli bireyler belirlenmektedir. Risk değerlendirmesi sonucuna göre düşük riskli bireyler, motivasyonel görüşme yapılarak aile hekimleri, sağlıklı hayat merkezleri, danışmanlık merkezleri ya da psikiyatri kliniklerine yönlendirilmektedir. Yüksek riskli bireyler ise tedavi için motivasyonel görüşme yapılarak AMATEM, ÇEMATEM gibi özellikli tedavi merkezlerine yönlendirilmektedir. Tedavi merkezlerine yönlendirilen bireylerin, randevuları da Danışma Hattı tarafından alınmaktadır. 

Danışma hattı tarafından, arayan kişinin kabul etmesi halinde 1 hafta, 15 gün, 1 ay,  3 ay, 6 ay ve 1 yılın sonunda olmak üzere yılda en az 6 defa geri dönüş araması yapılmaktadır. Geri dönüş aramalarında tedavi sürecinin sürdürülmesi için destek sağlanmakta, zorlanılan hususlara ilişkin çözüm önerileri sunulmakta, ihtiyaç duyulması halinde paydaş kurumlarla görüşmeler yapılarak sorunların aşılması sağlanmaktadır. 2019 yılında 30.843 kişi, danışma hattımız tarafından bu kapsamda yapılan geri dönüş aramaları ile takip edilmiştir.  

Danışma hattını arayanların %62’si tedavi olma talebiyle aramakta ve 2019 yılında hattı arayanların %58’ini erkekler oluşturmaktadır. Yine danışma hattına yönelik hizmet kalitesinin ölçülmesi ve memnuniyet araştırmalarında hattan hizmet alan vatandaşların %97 oranında verilen hizmetten memnun olduğu görülmektedir.  

Tedavi birimlerine ve tedaviye erişim kolaylaştırıldı. Aile hekimlerinin uygun hastaların ayakta tedavi sürecinde görev almasının yanı sıra 81 ilde psikiyatri kliniklerinin de bağımlılık tedavisinde görev almaları sağlandı. Böylece bağımlılığa yönelik tedavi hizmetlerinin 81 ilde ulaşılabilir olması sağlandı. 

Bağımlı hastalara yönelik acil durumlarda müdahalede bulunan hastane acil çalışanları ve 112’lerde görevli personelin hizmet içi eğitimleri yapıldı.

Yataklı tedavi merkezlerinin hasta yükünü azaltmaya yönelik ayakta tedavi, danışmanlık programları hayata geçirildi ve tedavi birimlerine ve tedaviye erişim kolaylaştırıldı.

Tedavi merkezlerinin sayı ve kapasitesi artırıldı. Tedavi merkezi sayısı 2014 yılından bugüne kadar %287 artış oranıyla 33’ten 128’e yatak kapasitesi ise %68 artış oranıyla 712’den 1200’e yükseltildi. 2014 yılından bu yana yetişkinlere yönelik hizmet veren tedavi merkezlerindeki artış oranı %315, çocuk ve ergenlere yönelik hizmet veren tedavi merkezlerindeki artış oranı ise %566 oranında artış sağlandı. 

Zorunlu tedavi kararlarının uygulanabileceği güvenlikli tedavi merkezlerinin sayısı artırıldı ve  sadece kadın hastalara yönelik hizmet sunan klinikler hizmete açıldı. 

Tedavide kullanılan ancak geri ödeme kapsamında olmayan ve halk arasında çip tedavisi olarak bilinen Naltrexon implant formunun geri ödeme kapsamına alınması sağlandı.  Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışında kalan bağımlı hastaların, ücretsiz olarak tedaviye erişimini sağlayacak mevzuat düzenlemeleri yapıldı. 2019 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yurt dışından alınan ilaçlar için 1.649.948,81 € ve 77.268.405 TL yurt içi ilaç harcaması yapıldı.

Tedavi sonrası rehabilitasyon ve sosyal uyum hizmetleri güçlendirildi. Bağımlı Hastalar için Rehabilitasyon Modeli oluşturuldu. Daha önce 7 günlük arındırma tedavisinin ardından 14 gün olarak uygulanan rehabilitasyon programlarının daha uzun süreyle verildiği ayakta ve yataklı merkezler hayata geçirildi.

Tedavi ve rehabilitasyon sonrası sosyal hayata uyumu sağlamak amacıyla tedavi görmüş kişilere iş ve meslek kazandırmak için mesleki eğitim programları hayata geçirildi. 2015 yılından itibaren 2.629 kişi, işe yerleştirme, toplum yararına programlara yerleştirme, mesleki eğitim kursları gibi programlara dahil edildi.

Bağımlılık tedavisi görmüş kişilere yönelik manevi destek programları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. 

İletişim Çalışmaları Kapsamında;

Ülkemizdeki uyuşturucu ile mücadele çalışmalarında iletişim ayağının bilimsel temellere dayandırılarak yürütülmesi amacıyla “İletişim Bilim Kurulu” tarafından “Bağımlılık ile Mücadele Stratejik İletişim Belgesi” hazırlandı. Bu belge, bağımlılık ile mücadele sürecinde yer alan tüm  kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya mensuplarının istifadesine sunuldu. 

İzleme ve Değerlendirme Çalışmaları Kapsamında; 

Uyuşturucu ile mücadele kapsamındaki ulusal veri havuzunun temel kaynağı olan saha araştırmaları, farklı yaş gruplarında eylem planında belirlenen dönemlerde yapılmaktadır.  

Atık sularda uyuşturucu madde analizi ile il ve bölgelere özel dönemsel eğilimler izlenmektedir. Bu veriler doğrultusunda iller özelinde politikalar üretilebilmektedir.  

Uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerin takibinin sağlanması amacıyla ilgili tüm kurumlar tarafından online olarak veri kaydının ve bu verilere ilişkin raporlamanın yapılabilmesi için “Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı İzlem Platformu”  hazırlandı ve 2019 yılında kullanıma açıldı.

Yürütülen başarılı çalışmaların sonucunda uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerdeki yüksek artış hızı kontrol altına alındı. 2013 yılından 2014 yılına geçişte ölüm sayılarında  %114,2’lik artış yaşanırken 2018’den 2019’a geçişte %52’lik azalma olması sağlandı. 

Ulusal düzeyde yapılan çalışmalar uluslararası kamuoyu nezdinde de karşılık buldu. Siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve bilimin birbirini tamamlayarak güçlendirdiği çok paydaşlı organizasyon yapısı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da takdirle karşılandı. Uyguladığımız program DSÖ tarafından, “iyi uygulama örneği” olarak diğer ülkelerin istifadesine sunulmak üzere İngilizceye çevrilerek yayın haline getirildi. 

Her bireyin hayatının “biricikliğinin” bilinciyle, en büyük varlık olan sağlığın korunması için  26 Haziran  tarihini bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Toplum sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek, sağlıklı yaşam davranışları kazandırmak amacıyla yürütülen çalışmaların, geleceğimizin teminatı olan çocuk ve gençler başta olmak üzere topluma tesir etmesi ve  her türlü bağımlılıktan uzak  sağlıklı nesiller yetişmesi için çalışmalarımız güçlendirilerek sürdürülecektir.