overlay

Enfeksiyon Hastalıklarında Fiziksel Aktivite ve Egzersiz

Enfeksiyon Ve Fiziksel Aktivite İle İlgili Genel Öneriler

* Aşı ile ilgili kayıtlar güncellenmeli ve gerekli aşılar tamamlanmalı

* Enfekte kişiler ile mümkün olduğunca az temasta bulunulmalı

* Öksürük, burun akıntısı ve maske takan kişiler ile uygun mesafe korunmalı

* Eller düzenli bir şekilde yıkanmalı

 * Her kişinin ayrı bir havlusu olmalı ve el hijyenine özen gösterilmeli

 * Araç ve gereçlerin ortak kullanımı engellenmeli

 * Yeterli protein takviyesi ile diyet kısıtlamasına gidilmeli

* Yapılan diyet veya hızlı kilo verme programları varsa bırakılmalı

* Yoğun ve uzun süren egzersiz öncesinde, egzersiz ile ilişkili immün sistemin baskılanmasının engellenmesi için yeterli miktarda karbonhidrat alınmalı

* Her gün en az 8 saat uyku uyumalı

 * Yaşam stresi minimum düzeyde tutulmalı

 

 Enfeksiyon Ve Fiziksel Aktivite İle İlgili Riskler

 Kişiye Özgü Riskler

* Enfeksiyon sırasında fiziksel aktivitenin riskleri, aktivitenin şiddeti ve tipinin yanında enfeksiyonun yerine, derecesine ve etken mikroorganizmaya göre değişiklik gösterir. Yoğun/uzun süreli fiziksel aktivite, enfeksiyonlara karşı korunmayı azaltır ve enfeksiyonu kötüleştirir. Ayrıca semptomsuz seyreden bir enfeksiyonun önemli komplikasyonu olan miyokarditi de kötüleştirebilir. Eğer kişi eğitimli bir atlet ise bu risk oranı düzenli egzersiz yapan kişiye göre daha fazladır. Bu nedenle öneriler kişiye özel verilmelidir.

 * Ateş ile seyreden enfeksiyonlarda sinir sistemi genellikle etkilenir ve motor koordinasyon kapasitesi bozulur. Bu durum özellikle performans kapasitesini etkileyeceğinden aktivite sırasında daha yüksek dikkat seviyesine ihtiyaç duyulur. Bunun karşılanamadığı durumlarda eklem, tendon ve ligament yapılarının yaralanma riski artar.

 * Ateşi olan (>38 C) kişiler için hemen daima istirahat önerilmektedir. Vücut sıcaklığı normalin 0.5-1 C ve üzerine çıkan, nabzı dakikada 10 ve üzerinde artış gösteren ve genel semptomları olan (halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı gibi) hastalar istirahat etmelidirler.

* Genel olarak, halsizlik tek başına ya da diğer semptomlarla birlikte (kas ağrısı, kas hassasiyeti, eklem ağrısı, baş ağrısı) olması durumunda, bu semptomlar düzelene kadar istirahat önerilmesi gereken bir durumdur.

* Tüm enfeksiyonlarda, enfeksiyonun ilk 1-3 gününde, ateş olmasa dahi, dikkatli davranılmalıdır. Bu süre içerisinde vücut savunma sistemi harekete geçer ve enfeksiyon bulguları daha belirginleşir. Ciddi enfeksiyonlarda genellikle 1-3 gün süren prodromal semptomlar vardır. Bu dönemden sonra enfeksiyonun ciddi bulguları ortaya çıkar. Daha sonra semptomlar kötüleşmez ise, yavaş yavaş fiziksel aktiviteye başlanabilir. Ancak, boğaz ağrısı, öksürük, ses kısıklığı gibi diğer semptomlar mevcut ise, semptomların şiddetine göre daha fazla aktivite kısıtlaması yapılmalıdır. Diğer bulguların olmadığı boğaz ağrısında, semptomlar düzelene kadar dikkatli olunmalıdır. Streptokokal tonsillofarenjitte semptomlar düzelene kadar istirahat önerilmektedir. Tedavinin ilk 1 haftasında rezidüel bakteri toksinleri nedeni ile dikkatli olunmalıdır.

 Üst solunum yolu enfeksiyonlarında hastalığın ilk günü;

 - boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı ya da burun tıkanıklığı gibi semptomlar var ise ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı.

 - kas/eklem ağrısı ve baş ağrısı, ateş ve halsizlik, ishal veya kusma gibi belirtiler var ise tüm fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı.

Hastalığın ikinci günü;

- Kişide ateş, kusma ve öksürükte artış var ise egzersiz yapılmamalıdır.-

- Hiçbir ateş veya halsizlik durumu mevcut değil ise kalp hızı <120 atım/dk olacak şekilde 30-45 dk hafif egzersizler yapılabilir.

Hastalığın üçüncü günü;

- Ateş ve üst solunum yolları enfeksiyonu devam ediyorsa doktorunuza başvurun.

- Ateş veya halsizlik yok ise ve başlangıç semptomlarında kötüleşme yok ise 45-60 dk, kalp hızı <150 atım/dk olacak şekilde orta şiddetli egzersiz yapılabilir.

* Enfeksiyöz mononükleozda, futbol, güreş gibi temas gerektiren sporlarla uğraşan sporcular, semptomların başlangıcından itibaren 4-6 hafta spor yapmamalıdır. Büyümüş dalak frajildir ve darbe, ağırlık kaldırma gibi durumlarda rüptüre olabilir. Dalağın normal boyut ve yoğunluğuna gelmesi ise uzun zaman almaktadır.

 * Sistit ve gastroenteritte ağır fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır.

 * Deri enfeksiyonlarında, öneriler kişisel düzeyde olmalıdır. Minör yüzeyel deri enfeksiyonları egzersiz yapmaya engel değildir. Temas gerektiren sporla uğraşanlarda (güreş vb.) dermal herpes enfeksiyonu bunun dışındadır. Bu kişilerde minör herpes enfeksiyonu varlığında dahi, vezikül kabuklanıncaya kadar aktiviteden kaçınılmalıdır. Eritema migrans için ise ilk hafta istirahat önerilmektedir.

Genital enfeksiyonu olan kişiler ağır egzersizden kaçınmalıdır. Asemptomatik genital klamidya enfeksiyonu için antibiyotik tedavisi boyunca fiziksel aktivitenin kısıtlanması uygun bir yaklaşımdır.

* Asemptomatik HIV enfeksiyonu, egzersiz ve spor için engel değildir. Hatta, birçok HIV enfeksiyonu olan hastada yaşam kalitesi üzerinde egzersizin önemli etkisi vardır.

* Ateşli hastaların çoğunda, ateş hafifledikten sonra dereceli olarak egzersize tekrar başlanabilir. Eğer beklenmeyen kardiyak semptomlar olursa (baş dönmesi, göğüs ağrısı, aritmi gibi) egzersiz durdurularak doktor muayenesi yapılmalıdır. Bu durumda, birçok enfeksiyonla ilişkili olabilen miyokardit gelişmiş olabilir. Miyokardit, enfeksiyon bulguları olmadan da gelişebilir. Akut miyokardit olgularının 6 ay içinde normal sportif aktivitelerine dönmesi (semptom yok, sol ventrikül fonksiyonları normal ve aritmi yok ise) önerilmektedir. Egzersiz sırasında fenalaşma ciddi bir semptomdur ve acil kardiyak muayene yapılması gereken bir durumdur. Böyle bir durumda orta yaş grubunda akut koroner sendrom da akla gelmelidir.

 Çevreye Yönelik Riskler

 * Atletlerde, çevreye yayılabileceğinden, siğiller tedavi edilmelidir.

* Güreşçilerde yakın temas ile enfeksiyonlar bulaşabilir. Herpes gladiatorium bunlardan biridir. Herpetik deri lezyonlarından temas yoluyla kişiden kişiye bulaşması ile ortaya çıkar. Güreşçiler arasında epidemiler yaptığı bildirilmiştir.

 * Sporcular arasında, damlacık yoluyla ya da kontamine eşyalarla temas yoluyla solunum yolu enfeksiyonları yayılabilir. Ayrıca, ağır ya da uzun süre yapılan egzersiz, defans mekanizmalarını zayıflatarak solunum yolu enfeksiyonlarına duyarlılığı arttırabilir.   

  * HIV enfeksiyonu olan atletler, diğerleri gibi sportif faaliyetlere katılabilirler. Kan ile temas riski yüksek olan sporlarda ise (güreş, boks gibi) HIV pozitif kişinin doktoru kişiyi bulaş riskleri konusunda bilgilendirmelidir. Hasta mahremiyeti nedeniyle sporcuların HIV enfeksiyonu tanısı, kendisi onay vermediği sürece bilinemeyeceğinden, genel bir kısıtlama yapılmasının uygulanamayacağı düşünülmektedir.

 

Kaynak:Sağlık Bakanlığı Erişkin İçin Kronik Hastalıklarda Fiziksel Aktivite Rehberi  https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/beslenmehareket-yayinlar.html